Ben Kimim: Kendilik ve Kişilik Üzerine
“Ben kimim?”
“Peki huzuru ve sakinliği nasıl bulurum?”
İnsanın kendine yöneltebileceği en eski iki soru.
Yanlış bir yerden bakıldığında, bu sorulara verilen cevapların çoğu bizi rahatlatmak yerine konuyu daha da karmaşık hale getirebiliyor.
İlerlemek İçin Gerekenler
Gerçek bir ilerleme için iki şeye ihtiyaç var: yoğunluk ve merak.
Sadece yoğunluk olduğunda; disiplin sertleşir, dogmaya dönüşür. Sadece merak varsa; yüzeyde dolaşılır, derinlik oluşmaz.
Yoga felsefesi bu ikisini birlikte ister.
Çünkü bu yol “inan” diyen bir yol değil. Bak, gör ve sorgula diyen bir yol.
Yaklaşımlar
“Ben kimim?” ve “Nasıl huzur bulurum?” sorularına iki temel yaklaşım var.
Dışsal yaklaşım kimliği roller üzerinden tanımlar. Huzuru koşullara bağlar. Sahip oldukça huzur ve mutluluğun artacağını sanır. Bu yaklaşım geçicidir. Koşullar değiştiğinde cevaplar da dağılır.
İçsel yaklaşım kimliği doğrudan deneyimle araştırır. Huzuru bir şey kazanarak değil, bir şeyleri bırakarak bulur. Daha yavaş ama daha kalıcı.
İçsel yaklaşım tutarlı olan çünkü dış dünya sürekli değişirken, içeride bakılan şey değişmez.
Gülen Buddha heykelini görmüşsünüzdür. İşte onun hikayesi bu durumu özetliyor aslında:
Buddha yıllarca huzuru aramış. Bilgide, öğretide, tapınaklarda, ustalarda …
Sonra bir gün, ağacının altında otururken, bir şey değişmiş.
Aslında hiçbir şey değişmemiş. Sadece bakmayı bırakmış.
Ve o an görmüş: Aradığı şey hiç gitmemiş. Hep oradaymış. Sadece aramakla örtülmüş.
Buddha’nın o meşhur gülen heykeli işte bu anıdır. Aradığı şeyin hiç kaybolmadığını, sadece yanlış yere baktığını fark edişinin gülüşü.
Dışarıda aramış, ama zaten içerideymiş.
Kendilik ve Kişilik Arasındaki Karışıklık
Burada temel bir ayrım yapmamız gerekiyor: Self (Kendilik) ve Personality (Kişilik).
Bu ikisini çoğu zaman karıştırıyoruz ama bu karışıklık büyük bir yanılgı. Peki kendilik ve kişilik arasındaki fark nedir?
Bir kaplan yavrusu kaybolur ve tesadüfen koyunlar tarafından bulunur. Sürü onu sahiplenerek yetiştirir. Kaplan onlar gibi davranır, onlar gibi korkar, kendini koyun sanır. Ta ki bir gün bir gölette kendi yansımasını görene kadar.
Öz hala oradadır. Kişilik tarafından örtülmüş halde.
Kişilik Nedir?
“Kişilik” kelimesinin kökeni olan “persona”, maske anlamına gelir.
Kişilik dinamik, organizasyonel ve çok yönlüdür. Değişebilir ve şekillenebilir. Duruma göre farklı yönlerimiz öne çıkar. Bu kötü ya da yanlış değildir. Kişilik işlevsel bir araçtır.
Peki kimin aracıdır?
Kendilik Nedir?
Kendilik tektir. Buna Ātman, ruh, ya da saf bilinç denir.
“Ben beden değilim. Ben zihin değilim. Ben bilincin kendisiyim.” -Vedānta
Bu bir inanç cümlesi değil. Bir işaret tabelası.
Avidyā
Avidyā’yı cehalet, cehaleti kendini tanımamak olarak tanımlamıştık önceki yazılarda. İşte burada kastettiğimiz kişinin kendini kişiliği zannetmesi durumu. Kişi aslında özdür ve öz her zaman bir lotus çiçeği ile tasvir edilir.
Kişilik bilinçli değildir. Kendilik bilincini kişiliğe yansıtır. Bu noktada şu cümle anlam kazanıyor:
“Bilmenin sanatı, neyi görmezden geleceğini bilmektir.” -Rumi
Zihnin her içeriği ciddiye alındığında, kişilik merkezde sanılır. Halbuki o sadece bir araçtır.
Yoga bastırmayı değil, ayırt etmeyi öğretir. Her düşünce “ben” değil. Her duygu “öz” değil.
Bir Sonraki Adım
Eğer Kendilik tekse ve Kişilik çok katmanlıysa şu sorular ortaya çıkıyor:
Bu katmanlar neler? Bilinci nasıl örtüyorlar? Ve hangisi neyi temsil ediyor?
